Ya anlatamıyorsak derdimizi beden diliyle bizde, Hiç düşündük mü? Acaba gören gözler görmeyeni nekadar anlar yada hisedebilir,
Yürüyen ayaklar durduğun yerde durmanın ne demek olduğunu nasıl bilebilir,
Duymayan kulak rahatsız olurmu? hiç,
Peki biz olduk mu hiç rahatsız...
Nefes almanın değerini bildik mi? hiç, bir şey yapmasak bile baktık mı? yaşadığımız bu yerlere,
soğuk olsada, yorgun olsakta sonuna dek yürüdük mü yollarda, yürüken hiç düşündükmü ya bizde böyle olsak ne yapardık diye..
Elimizde olan ama bizim değerini bilmediğimiz okadar çok varlığımız varki, her biri işlenmemiş ham ya işlenmiş olsaydı !
Gerçekten bazen çok doyarsız oluyoruz, hem kendimize hemde karşımız dakine...
Hem elimizde olanın değerini bilmiyoruz, hemde bunlara malesef sahip olamayanlara sahip çıkmıyoruz.
Sahip çıkmak demek illa bakımını üstlenmek demek değil, onu korumak, ona sevgiyle bakmak, ne eksikliğini ona hissettirmek, nede duyarsız olmak, yardım etmek ama, ona bunu yaparken de onu ezmemek...
Onlara ürkütücü bakışlarla bakmamak, yadırgamamak, küçümsememek. Hepsi o kadar.
Tek yapmamamız gereken onları normal bir insan gibi kabul etmek, ama normal insandan daha duyarlı davranmak!
eksiklerini değil fazlalıklarını görebilmek ve gösterebilmek...
Böyle olmak onların isteği ve seçimi değil!
Ama böyle duyarsız davranmak bizim seçimimiz...
BİR KEZ düşünelim şimdi ; engelli olan, arada engelleri olan, onlar mı ? yoksa bizler m i?
|
|